Ana içeriğe atla

Kendimle futbol konuşuyorum (50. Gün)

Bir sezonu yarıda bıraktık ve ben en son yazımı 31 Ocak 2019 tarihinde yayınladım. Kabul ediyorum sürekliliği sağlayamadım çünkü maçları izlerken mazotu fazla kaçırdığım için bu devamlılığın içinden geçtiğimi düşünüyorum.
Ben futbolun en çok festival halini seviyorum galiba... Bu olaylardan sonra futbolun o festival halinin geri gelmesi muamma.

Şimdi gelelim genel olarak karantina şampiyonluğu ne olur onu anlatmaya.

Sezonun 2. yarısını ele alacağım ve bütüne gitmeye çalışacağım umarım hem siz okurken eğlenirsiniz hem de ben bundan sonra sürekliliğimi sağlayabilirim. Benim bu yazmadığım sürede bir şampiyonluk geçti, ligler ertelendi, o zaman doğan çocuk şimdi konuşuyor bile. Bu arada Fatih Terim Covid-19’a yakalanıp iyileşti yani. Vazgeçmek yıkıcı bir olgu, Fatih Terim ve hırsı buna asla müsaade etmiyor.

Biz buna futbol sever olarak defalarca tanık olduk. Fotoğraftan her şey anlaşılıyor zaten. Çok geçmiş olsun.
Asıl konuya gelip “Lider”den başlayalım
Trabzonspor: Karantina öncesi son zamanların efsane formda forvetine sahipti. Adam merada bira çeker gibi gol attı, ne bu böyle dedirtti! Covid-19 gelene kadar. Aslında oyunu güçlü geliyordu Trabzonspor takımının ama olmayan zevk vermeyen bir kısmını da izledik -yine de kazanmayı bildi- bence hoca tercihleriyle alakalı oldu bu ama Trabzonspor takımı çok kötü giden Galatasaray’ı ortak etti şampiyonluk yarışına yani. Kafayı kaldırtmadan ezmesi gerekirdi. Lig seyircisiz oynanacak gibi bu yüzden şansı düştü bordo-mavilerin bence sosa beyinli oyun planları seyirciyle birlikte içeride çok güçlü oluyordu. Büyük eksik. İkinci yarıda 3 beraberlik almışlar, biri seyircisiz Başakşehir maçı kuvvetliler ve istikrarlılar ama hocası bence çok büyük eksik. Şampiyonluk için yetmeyebilir.
Gelelim “Market Challenger” takım Başakşehir. Tribünü olmayan takım sevmem ama adamlar iyi proje ama sonuç yok sürekli lideri takip ediyorlar. Geçen yıl yazdıkları öykü zaten fiyasko kimyager hocaları genlerine lider takipçisini kod olarak işledi, yazık oldu. Lakin izlediğim Başakşehir çok farklı bu sene Okan hoca fark yaratıyor özellikle beni benden alan içerideki M gladbach maçından itibaren çok iyi hazırlanıyor maçlara bence. 06-07 efsane Milan kadrosu gibi diziliyorlar oyun geçişlerinde ve çok büyük avantaj sağlıyorlar rakibe karşı, izlediğim kadarıyla topu koşturmak birinci görevleri ve Okan hoca bence kimse toptan hızlı değildiri çok iyi öğretmiş, buna bağlı olarak oynuyorlar, güçlü oyun. Seyircisiz oynamadan bence en az etkilenecek takım, tam tehlike. Okan hoca  bence kupanın bir sapından tuttu bırakmaya da çok niyeti yok gibi. Bir de Ba’nın performansını atlamamak lazım çok iyi gidiyordu, net zımba. Ek olarak Avrupa kupasında devam ediyorlar, aslında böyle bir ara onlara yaradı denebilir, bence Okan hoca Copenhagen takımı eler işin devamı Okan hocanın eledikten sonraki tepkisinde gizli.
Son olarak “Kupa Beyi” Galatasaray’a gelelim. Adamlar olmaz denilen yerden şampiyonluğa ulaştı geçen yıl. Bu yıl çok kötü başladılar o kadar kötü başladılar ki ancak şöyle tarif edebilirim hani arabayı kullanırken basmaya çalışırsın gitmez, sen daha çok zorlarsın yine gitmez sonra motor kol çıkarır ya cimbomun orta sahası öyle kol çıkardı ilk yarıdaki son maça kadar. Sonra efsane geri dönüş izledik başka oynadı Galatasaray 20 yıl sonra Fenerbahçe’yi deplasmanda yendi, kazanmayı alışkanlık haline getirdi. En büyük artısı kalecisi ve hocası kaybettiği savaş yok denebilir, adam virüsü yendi yaşına rağmen. Eğer Galatasaray seyircisiz de oynayabilirse onu bu yarışın içine alanlar çok pişman olabilir.
Aslında Sivas’ı da alacaktım ama onların bu süreçten çıkabilecek güçleri olduğunu düşünmüyorum kadroları çok dar ve şimdiden transfer dedikoduları dönmeye başladı.
Sergen hoca ve Beşiktaş takımı bence adaydı ki Sayın Çebi açıklama yapana kadar. Bir de kalecisi olmayan takımın çok büyük dezavantajı var, belki seneye.

Sağlıkla kalın, evde kalın. Umarım futbolun o festival havasına bir daha kavuşuruz.
Bltfc.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Galatasaray Oyun İstikrarsızlığı Üzerine İnceleme

Galatasaray takımı bloklar arası boşluklarla oynamaya başladığı dönemden itibaren oyun istikrarsızlığı başladı ve gözle görülür bir hücum gücü düşüşü sonucunda kalesinde gol görme problemi mevcut hale geldi. Örneklerle gidecek olursak Galatasaray takımı derin oyun kurucu rolünde Etebo ile oynadığında tandem arasında Etebo giriyor. Bu düzende bloklar arası boşluk 25 metre civarında oluyor, oyunu rahip sahaya yıkmak ve rakip sahada organize atak geliştirmek çok zor duruma geliyor. Galatasaray takımı diziliş olarak resmen 1-3-7’ye geçiyor ve ileri uçtaki 7 oyuncu rakip yarı sahada genişlemeye başlayarak bütün bir hat oluşturuyor böylece geri üçlü ve ileri yedili kavramları göz önüne seriliyor durum bu olunca iki blok arası 25 -35 metre bandına gelebiliyor. Böyle boşluklarda organize olmak günümüz futbolunda neredeyse imkansıza yakın hale geliyor. Net örneği aşağıdaki fotoğrafta (dakika 39 Hatay maçında) da görmekteyiz: Bu durumdaki Galatasaray’ın 3 puan kazanamaması gayet normal olmakla b...

GOOL GOOOL VE GOOOOOL

   İzlerken zevk aldığım aynı zamanda da kafamı kırdığım futbol maçlarından ne anladığımı paylaşmayı çok uzun zamandır düşünüyordum, başlama cesaretini belki mükemmel bir şampiyonlar ligi haftası geçirmemize bağlıyorum. -Bu blogda ne yapacağım ? - İzlediğim maçlardan ne anladığımı, maçı izlerkenki duygu değişimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Futbolun kalbi olduğuna inananlardanım, izlediğim maçtaki takımı tutmasam bile o heyecanın beni maça bağladını düşünüyorum. Ben geldim ! Buraya izleyebildiğim maçlar hakkındakileri bırakacağım o zaman bakacağız ne yapıyorum, bence işin gerçeği o zaman belli olacak  Bol gollü bir haftasonu dileyip heyecanla kalmanızı öneririm.